Makaleler Öneriler

Koçluk: Kendimle Başlayan Bir Yolculuk

Koçlukla tanışmadan önce, profesyonel bir geçmişin ve alıştığım bir çalışma temposunun içindeydim. Aldığım sorumluluklar, geliştirdiğim beceriler ve çalıştığım insanlarla kurduğum bir ilişkim vardı. Günlük hayatım, planlar, hedefler ve yapılacaklar listeleri etrafında akıyordu. Zamanla bu düzenin içinde hızlı düşünmeye, hızlı karar almaya ve çoğu zaman hızlı çözüm üretmeye alıştığımı fark ettim. Dışarıdan bakıldığında işleyen bir sistemin içindeydim. Ancak zamanla fark ettim ki, her şey yolunda görünse de, durup kendime gerçekten bakmıyordum. Ne hissettiğimi, neye ihtiyaç duyduğumu ya da neden bazı konularda zorlandığımı çoğu zaman fark etmeden ilerliyordum. Koçluk, tam da bu fark edişin olduğu noktada hayatıma girdi.

Erickson Koçluk Eğitimine başladığımda, koçluğun benim için ne anlama geleceğini tam olarak bilmiyordum. Koçluğu, mesleki araçlarıma eklenecek yeni bir yetkinlik gibi düşünüyordum. Zamanla bunun bir yetkinlik bütünü olmadığını, hatta çoğu zaman tekniklerin arka planda kaldığını fark ettim.

Koçluk, benim için önce kendimle kurduğum ilişkinin dönüşmesi anlamına geldi. Süreç ilerledikçe, koçluğun asıl etkisinin insanın iç dünyasında başladığını deneyimledim. Öğrendiğim her yaklaşım, önce bende yankı buldu. Sorular önce bana döndü. Bu yolculuk, kendimi gözlemlemeyi ve acele etmeden olup bitenin içinde kalabilmeyi öğrenmemi sağladı.

Koçluk bana kendimi daha iyi anlamayı ve tanımayı öğretti. Daha önce farkında olmadığım duyguların içinde kalmayı, düşüncelerimin kaynağını sorgulamayı ve davranışlarımın arkasındaki ihtiyaçları fark etmeyi öğrendim. Güçlü koçluk soruları, bana cevaplardan çok kendimi anlamaya alan açtı. Bu alanın içinde kendimle daha dürüst bir ilişki kurabildim. Ne istediğimi, ne istemediğimi ve neden böyle hissettiğimi fark etmek, kendime bakışımı kökten değiştirdi. Bu farkındalık yalnızca kişisel bir kazanım olmadı, profesyonel duruşumu da güçlendiren bir deneyime dönüştü. Kendimi daha net tanıdıkça, sınırlarım, sorumluluklarım ve seçimlerim de daha görünür hale geldi.

Bu süreçte en çarpıcı farkındalıklardan biri, değiştirmek istediğim alanları anlamlandırabilmem oldu. Daha önce “ben böyleyim” diyerek kabul ettiğim pek çok şeyin aslında değişmez özellikler olmadığını gördüm. İnançlar, alışkanlıklar ve geçmiş deneyimler zamanla kimliğin doğal bir parçası gibi hissedilebiliyor. Koçluk, bana bu katmanları ayırt edebilme becerisi kazandırdı. Değişimin, kendini zorlamakla değil, kendini anlamakla başladığını görmek içimde güçlü bir güven duygusu yarattı. Yapabileceğimi görmek, yalnızca cesaret değil, aynı zamanda sorumluluk da getirdi. Değişimin benimle başladığını fark etmek, beni daha bilinçli ve süreci sahiplenen bir noktaya taşıdı.

Koçluk yolculuğum yalnızca içe dönük bir farkındalık süreci olarak kalmadı. Aynı zamanda etrafımda gördüğüm insanları ve yaşananları daha iyi anlamlandırmamı sağladı. İnsanların tepkilerine, davranışlarına ve seçimlerine daha geniş bir çerçeveden bakabildiğimi fark ettim. Daha az yorumlayan, daha çok merak eden bir yere geçtim. Bu değişim, ilişkilerimde yumuşamayı, dinlemenin derinleşmesini ve gerçek temasların artmasını beraberinde getirdi.

Koçluk, bakış açım derinleştikçe ilişkilerimin dilini de dönüştürdü. Daha az varsayan, daha önyargısız ve daha çok soru soran bir ilişki biçimi geliştirdim.

Eğitimim süreci boyunca koçluğun bana kattığı bir diğer önemli alan, geleceğe daha umutla bakabilme becerisi oldu. Kontrol edemediğim şeylerle mücadele etmek yerine, etki alanımı fark etmeyi öğrendim. Bu farkındalık, kaygının yerini meraka bırakmasına yardımcı oldu. Gelecek artık yalnızca yapılacaklar listeleriyle tanımladığım bir zaman dilimi gibi hissettirmiyor. Daha çok, içinde farklı ihtimaller barındıran ve keşfe açık bir alan gibi duruyor. Bu bakış açısı, hem kişisel hem de profesyonel kararlarımda beni daha esnek ve daha sakin bir noktaya taşıdı.

Koçluğun benim için anlamlı bir diğer boyutu ise, önce kendimle başlayarak etrafıma katkı verebilme hali oldu. Koçluk bana, katkının her zaman yön vermek ya da çözüm sunmak anlamına gelmediğini öğretti. Bazen en değerli katkı, karşı tarafın düşünmesine alan açmak, onu gerçekten duymak ve kendi cevabını bulmasına eşlik etmek olabiliyor. Bu yaklaşımı hayatıma aldıkça, ilişkilerimdeki güç dengelerinin değiştiğini fark ettim.

Daha eşit, daha güvenli ve daha gerçek bir iletişim kurmaya başladım. Koçluk, bana yapmaktan çok olma halini öğretti.

Profesyonel geçmişim, sahip olduğum bilgi ve beceriler koçlukla birlikte daha derin bir anlam kazandı. Daha önce edindiğim deneyimler, koçluk yaklaşımıyla birleştiğinde yeni bir bütünlük oluştu. Koçluk, yaptığım işi daha bilinçli yönlendirmeme, kararlarımı daha farkındalıkla almama ve bugüne kadar biriktirdiklerimi taçlandırmama vesile oldu. Artık yalnızca ne yaptığım değil, bunu hangi niyetle ve nasıl yaptığım da benim için daha görünür hale geldi. Bu farkındalık, liderlik ve eğitmenlik duruşumu da dönüştürdü.

Bugün bir eğitim şirketim var ve koçluğu, verdiğimiz eğitimlerin merkezine yerleştiriyorum. Çünkü koçluk benim için ayrı bir başlık değil, bir duruş. Eğitimlerde bilgi aktarmanın ötesine geçmek, katılımcıların kendi deneyimlerinden öğrenebilecekleri alanlar açmak istiyorum.Koçluk yaklaşımı, eğitimi tek yönlü bir anlatımdan çıkarıp canlı, etkileşimli ve anlamlı bir öğrenme sürecine dönüştürüyor. İnsanların kendi içgörülerini fark ettikleri anların, gerçek öğrenmenin başladığı anlar olduğuna inanıyorum.

Erickson Koçluk eğitimi süreci bana çok net bir şey gösterdi.

Koçluk, insanı eksik ya da tamamlanması gereken bir varlık olarak ele almıyor. Aksine, insanın zaten bütün olduğunu ve ihtiyaç duyduğu kaynaklara, içgörüye ve çözümlere kendi içinde sahip olduğunu kabul ediyor. Bu bakış açısında koç, bilen ya da yön veren kişi değil. Kişinin kendi potansiyeline erişebileceği güvenli alanı tutan bir eşlikçi.

Koçluk, bir şeyi düzeltmeye çalışmak yerine, kişinin kendi doğrularını hatırlamasına ve seçimlerini sahiplenmesine alan açıyor. Bu anlayış, hem koçluk yaklaşımımı hem de hayata bakışımı kökten etkiledi.

Koçluk benim için artık tamamlanmış bir eğitim ya da kazanılmış bir sertifika değil. Kendimle temas etmeye devam ettiğim, insanı anlamaya alan açtığım ve gelişimin doğal akışına güvenmeyi sürdürdüğüm bir yolculuk. Bu yolun başında olsam da, koçluğun hayatımda kalıcı bir yer edindiğini biliyorum. Ve bu yolculuğun, hem beni hem de dokunduğum insanları beslemeye devam edeceğine içtenlikle inanıyorum.

Marilyn Atkinson’ın da ifade ettiği gibi

Koçluk, insanlara ne yapmaları gerektiğini söylemek değil, zaten sahip oldukları bilgeliğe erişebilecekleri alanı açmaktır.

 

Yazan : Profesyonel Erickson Koçu – Dilhan Pınar Yıldırım